Merhaba Ben EAK.

 Küçüklüğümle kahve içmeye çıktım bugün


10.02.2025


15 dakika erken gelmişti. Çünkü kimseyi bekletmekten hoşlanmazdı. Bense 15 dakika belki de 25 dakika geç kalmıştım. Çünkü artık bekleye bekleye bekletmeyi öğrenmiştim.


O white chocolate mocha söyledi, bense kırmızı meyveli çay… Çünkü artık mocha bile içince rahatsız oluyorum.


O pembe bir şal takmıştı, bense mavi bir şal takmıştım.


Bana baktı ve gözlerimin içine baktı ve bizim aynı kişi olduğumuzu göz bebeklerimden okudu. “Gülüşüm hiç değişmemiş,” öyle söyledi. Gülümsedim ve gelecekte şu an hayal ettiğin kişiye dönüşmek için ne kadar çalışıp, yorulduğumu ama yine yılmadığımı anlattım ona. Sonra bir de, "Çevrende üniversite mezunu iki üç kişi vardı, profesör olmak nereden geldi aklına?" diye sordum. Güldü. "Nazan Bekiroğlu'ndan," dedi. Güldüm.


"Öykü yazabilme kapsülünü buldun mu?" dedi. "Buldum," dedim. "Öykü yazabilme kapsülü aslında hayatın hayat olduğunu görmekmiş, insanı acılara şahit olabilmekmiş," dedim. "Acı ve ıstırapla tanışınca ruhumun kalemimden nefis öyküler çıkmaya başladı," dedim. Sonra heyecanla devam ettim: "Ve biliyor musun? Herkes yazdıklarıma bayılıyor."

"Hiç şaşırmadım," dedi gururla bakarak.


"Eşinle gelirsin sanıyordum," dedi. Acı acı gülümsedim. Onunsa gözleri doldu. Muhtemelen okudu dudaklarımdan hüznümü. Muzipçe gülüp "Belki bir sonraki buluşmaya Zeynep Gülce ile geliriz," dedim.


"Çok korkuyorum, her şey çok bilinmez," dedi.

"Kork, çünkü ben de çok korkuyorum. Ama cesur olup başaracağız," dedim.


Hayallerini anlattı. Dinledim. Hayallerimi anlattım, şaşırdı. Önünde nasıl bir yol olduğunu, akademinin dehlizlerini, ne kadar sevileceğini, en sevdikleri tarafından nasıl hayal kırıklığına uğrayacağını, nasıl çarpa çarpa büyüyeceğini, nasıl en sevdiklerini toprağa vereceğini, nasıl bütün arkadaşlarından uzak bir memlekette gurbeti yaşayacağını, nasıl defalarca düşüp düşüp yeniden kalkacağını ve şu an kurduğu hayallerin zamanı gelince nasıl dönüşeceğini ona söyleyemedim.


"Bir gün kendime ait bahçeli müstakil bir evim, dualarımdaki gibi bir eşim, o hayalini kurduğum işim, yazdığım kitaplarım, fotoğraf makinem olacak mı?" dedi. Gözlerim doldu. Ona sarıldım, ağladım, çocukluğumu kokladım.


Kışın kedisine süt ısıtan o kıza kocaman sarıldım. Kedi sütü ısıttığı tastan sütü içecek ama sıcakken yanmasın diye kediyi tas ılıyana kadar tastan uzak tutan o kıza sarıldım. "Sabret, az kaldı... Yani, galiba," dedim. ;)



Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Ramadan ' 2025 Hatırası

Biz