26'ya Dair
"Allah, yeniden başlamayı seçenlerin yanındaymış." Su akar ve yolunu bulurmuş; tıpkı hayatın da kendi yolunu bulduğu gibi. Bu yılın mottosu, "Yolda bırakmazlar, alırlar seni." oldu. Ailem, annem, babam ve kardeşlerim, en büyük şansım olduklarını bir kez daha hatırlattılar bana. Kardeşlerimin muhteşem başarılarına ve şanslarına tanıklık ederken kalbim gururla doldu.
Hayat, bir daha asla olmaz sandığım anlarda, bana yüreği güzel dostlar hediye etti. Gurbetteki arkadaşlarımla mesafelerin önemsiz olduğunu ve sevginin köprü kurabildiğini gösterdi. Bazen kalbinin üzerinde fırtınalar koptuğunda bile nefes alabileceğini öğretti bana. Bilge ve Oğuz’un varlığı, her yaranın ilacı gibi geldi. Yaşamdan güvendiğin birinin kayıp gitmesi gerektiğinde susmayı; sevginin hem her zorluğu aştığını hem de bazen hiçbir şeye yetmediğini gösterdi.
Dostluğun tanımını yeniden yazdı bu yıl. Kimsenin vazgeçilmez olmadığını, ilişkilerin karşılıklı anlayışla yürüdüğünü; bencillik ve menfaat uğruna kurulan bağların, ceketini alıp gidebileceğin yerler olduğunu öğretti. Öykü yazabildiğime beni inandırdı. Bir güzel gülüşün, karanlıkları aydınlığa çevirebileceğini anladım.
Liseden kalan arkadaşların sadece birer okul hatırası olmadığını; ömür kilimimin en güzel motifleri olduklarını ve yanımda olmasalar da hatıralarının kalbimin en özel köşesinde yer alacağını fark ettim. Akademik yolda verdiğim emeğin karşılığını gördüğümde, şükretmenin ne kadar kıymetli olduğunu anladım. Akademik kaygıların ve belirsizliklerin içinden sadece Allah’a güvenip çokça çalışarak çıkılabileceğini öğrendim.
Eve dönmenin huzuru ve güveni yeniden bulmanın ne kadar değerli olduğunu fark ettim. Sevdiğine, “Ben seni çok seviyorum!” demenin güzelliğini keşfettim, bazen telefonun ucunda bile olsa… Her gidenin seni yıkamayacağını; ağacın var olan yapraklarını dökerek yeniden yeşerebileceğini gördüm. Bazen ne kadar ağlasan da değişmeyecek şeyler olduğunu kabullenmeyi denedim; umudunu kesmeyi de. Ama ikisi de bana uzak kaldı, belki de tam anlamıyla öğrenemedim.
Kimsenin, bir başkasının hayatı hakkında hadsizce konuşma hakkı olmadığını öğrendim. Ve bu tür yorumlara hak ettiği cevabı vermenin önemini… Başarımla gerçekten gurur duymayan, gözleri sevinçle parlamayan kimseyi hayatımda tutmamayı; negatif enerjilerden arınmayı öğrendim.
Karşımdaki kırılmasın diye yıllarca sineye çektiğim her şeyi artık kendi uslubumla ifade edebilmeyi öğrendim. Ve tüm bu süreçte, dönüşen kendimi, kaz ayaklarım çıkarken oluşan yeni beni çok sevdim. Acıyla büyüdüğünü fark ettim belki de; her yıl bir gün Amine’nin omzunda ağlayıp, kendime armağan ettiğim bu zamanların kıymetini bildim.





Yorumlar
Yorum Gönder