Siz hiç bayramlıklarını ütülediğiniz birisinin cenazesine katıldınız mı?

Siz hiç bayramlıklarını ütülediğiniz birisinin cenazesine katıldınız mı?

Ben katıldım.

Önce inanamıyor insan, kötü bir kabusun içine doğduğunu zannediyor.

Kabus bitecek ve uyanacağım sanıyor.

Oysa kabusu bitmemeye ant içmiş gibi uzuyor da uzuyor ...

Hakkımızı helal etmemiz isteniyor, 

Kendi kendime "Ben kim hakkını helal etmek kim?" diyorum, güç bela doğruluyorum.

Bir balkondayım, önüm kalabalık bir deniz sanki tüm manzaraya kuşbakışı bakıyorum.

Diyorum "Acaba o da mı benim gibi görüyor şu an burayı?".

Bilerek gözlüklerimi takmıyorum,  o an hafızamda net olsun istemiyorum.

Sol yanımda 20 yıllık destekçim, zaten o an, o orada olmasaydı ben ya yerde ya da gökte olurdum.

Hocaefendi uzun bir dua ediyor...

Dua uzadıkça 20 yılım geçiyor gözümün önünden.

Sahi insanın nasıl hiç kötü hatırası olmaz?

Dua bitiyor, veda anı geliyor.

Herkes ağlıyor, ben saatlerdir tepkisizim.

İnsanlar tepkisizliğime şaşkın...

Çünkü herkes dağıtmamı bekliyor .

Dağıtamıyorum, içimi dağıtıyorum, aklımı çıldırıyorum ama kendimi dağıtamıyorum. 

O gün o bahçede o 20 yılımızım geçtiği, yemek yediğimiz, oynadığımız, güldüğümüz bahçede ben ölümle tanışıyorum.

Geri dönüşü olmayan o yolculukla tanışıyorum .

İnsanların davranışları bir anda samimiliğini yitiriyor, çünkü herkes aynı cümlelerle ağlıyor 

Sahi herkesin acısı nasıl bu kadar fabrikasyon olabiliyor?

Ben, o bahçeden çıkamıyorum,

Yeşil atlas örtünün altındaki taht ile o yavaş yavaş çıkıyor...

Ardında bir yığın insan ile kalabalık bir şekilde gidiyor.

Avlu boşalıyor, bir ben bir de dostum kalıyor.

Avlu boşalıyor ama yüreğim kanla doluyor.

Duygularımı ilk kez anlatamıyorum, ilk kez konuşamıyorum, ilk kez bir kavanoza sıkıştırılıyorum.

Ve kendimi o anda nasıl çözdüreceğimi bilmeden donduruyorum.

Sen gittikten sonra bir yağmur yağıyor... 

Sanki benim gözümden akamayan yaşlar  yağmur ile akıyor ve tüm gök gidişine ağlıyor gibi yağıyor...

Kalbimi dağlayamıyorum ama kendimi dağlıyorum.

Ertesi gün o feyat figan ağlayan herkes hayatına dönüyor.

Bense 365 gün boyunca her saniye adını sayıklıyorum.

Seni kaybedişimin üzerinden 6 ay geçtiğinde basit bir sebeple birden hıçkıra hıçkıra ağlıyorum.

"Dokunmayın." diyor, babam... "Bunun ona ihtiyacı var.". 

Ağlamak iyi geliyor gibi oluyor.

Sonra seni anlatmanın bana iyi geldiğini keşfediyorum.

Herkese hatıralarımızı anlatıyorum heP sonunda sesim titriyor.

Sevmenin bu kadar sonsuz olduğunu senden öğreniyorum.

Seni yazmak istiyorum uzun uzun ama ne zaman kalemi alsam elime konu sen olunca mürekkebim kuruyor.

Bu satırları senin gidişinden ancak 4.5 sene sonra yazıyorum.

Sahi amca insan nasıl bu kadar çok sevebiliyor?

Sahi amca insan nasıl bayramlıklarını ütülediği birisinin yokluğuna alışabiliyor?

Sahi amca insan nasıl her derde şifa olabiliyor?

Sahi amca hayat neden hep en sevdiklerimizi bizden alıp çok uzaklara götürüyor..  

Galiba benim de imtihamın bu, sevdiklerinden uzakta bir ömür geçirmek, hep hasret çekmek...

Yorumlar

  1. Hayatın en gerçek ve en unutulan yolculuğuna her an hazırlıklı olmak lazım buradaki fani mutluluklar inşaallah ahirette nimetlerin tamamı ile sevdiklerimizle beraber daim olur

    YanıtlaSil

Yorum Gönder

Bu blogdaki popüler yayınlar

Ramadan ' 2025 Hatırası

Biz

Merhaba Ben EAK.